sutvegol.blogcu.com - Blogcu



sutvegol.blogcu.com

sutvegol.blogcu.com

"Bence" Futbol Yorumları

Bir Hayalim Vardı!

13/12/2008






Bir hayalim vardı; yaktılar yıktılar!  Kötü futbollarıyla benim hayallerime kahkalar attılar.
Ne oluyor dedim, nedir bu hal? Kiev'li futbolcular cevap veriyordu soruma Fenerbahçeli
futbolcuları orta alanda pas hatasına zorladıkça.
Kievli futbolcular cevap veriyordu da bana ses çıkmıyordu ne Uğurdan ne de Guizadan.
Volkan sesimi bile duymuyordu çünkü kalbi başka takımlar için atıyordu.
Ve belliki komutan Aragonesin kalbi artık böyle meydanların heyecanını kaldırmıyordu.
Savaşı kazandıracak ince hamleleri bir türlü yapamıyordu.
Bir hayalim vardı; geçen yılın çeyrek finalisti bu yıl en azından yine bir çeyrek final oynardı.
Hiç olmadı Uefa'ya mutlaka kalırdı.
O nu sevmem için Uefa kupasını  almasına da gerek yoktu.
Küçücük bir hediyeydi istediğim alın terlerinin son damlasına kadar savaştıkları,
terli formalardı ve en büyük hayalimdi Kiev'de mağlupta olsalar da başları dik olmalıydı.
"Evet kaybettiler ama mücadele ettiler ciğerleri patlayana kadar koştular" diyebilseydim,
o zaman gözyaşlarıma ve mağlubiyete bu kadar üzülmezdim.
Ama ne koştular,ne de kazanılması gereken bu son savaşı kazandılar.Ve Kiev de ki görüntüleriyele de "bu aşk bitti" diye bağırıyorlar.
Azimden yoksun halleriydi canımı acıtan.
ve mücadele etmeden kaybedilen maçtı 25 milyonu ve beni gözyaşlarına boğan.
Halbu ki aşkları için biraz daha çaba gösterseydiler, belki de gülüyor olacaktı bugün ağlayan yürekler.
Bir hayalim vardı; süper ligin başından bu yana gösterilen kötü performans silinip atılacaktı Kiev de.
Ve Fenerbahçenin galibiyetiyle hamama dönecek olan kievde karlarla birlikte, eriyecekti fenerbahçenin kötü kaderide.
Ama bir şeyler eksikti, bir sebebden Fenerbahçeli futbolcular çaresizdi, Aragones ise belli ki ümitsizdi.
peki eksikler neydi, bu eksikler ne elzem birşeydi ki eritiyordu sahada Fenerbahçeyi.
Oyun planımıydı,oyun şablonumuydu, soğuk hava mı yoksa kayan ayaklar mıydı?
Sahadaki görüntüye göre anlaşılan o ki Fenerbahçe Kiev yolculuğuna
çıkarken malzeme sandıklarına azim ve ruh almamıştı.
Bir hayalim vardı, Volkan Panterleşecekti, Guizadan goller gelecekti, Uğurun ortaları Kiev'i eritecekti,
Carlos yılların tecrübesiyle devleşecekti,
Alex ben burdayım deyip Kiev'in başını döndürecekti  hiç biri olmadı.
Ve beni yıkan bu olmayışlarda değildi, çaba göstermeyişleriydi.
Duydum ki sesleniyormuş Aragones; önümüzde alabileceğimiz iki kupa daha varmış. Biri süper lig diğeri de Türkiye Kupasıymış.
duydum ki sesleniyormuş aragones; önümüzde ihiyaç duyduğumuz iki yıl daha var diyormuş.
Anlaşılan o ki bu aşkta mutlu son diye bir şey yokmuş.
Şimdi kim söyleyecek bana bir daha Saraçoğlunda ne zaman bir Uefa kupası Finali oynanacak. Bu fırsat bir daha ne zaman yakalanacak.
Ama ben Aragones'e söyleyim! Türkiye'de kaldığı sürece onun herzaman Türkiye Kupasını kazanma şansı olacak.
Aragones son Avrupa şampiyonu takımın hocası olarak anılacak ama hiç bir zaman idol olamayacak.
Çünkü tarih boyunca hiç bir idol olmuş kahraman yoktur ki "ununu elemiş duvara asmış" gibi durmaz Aragonesin Kievde yaptığını gibi.
Ve bu kadar çaresi bırakmaya hakkın yok 25 milyonun fenerbahçesini.
Umutlarım nasılda ışıl ışıldı. Ama umutlarım koşmayan ayakların altındaydı.
Hayallerim azimsiz ruhların tutsağıydı.
Bir hayalim vardı. yaktılar yıktılar kötü futbollarıyla benim hayallerime kahkalar attılar.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

D.Kiev Maçı

12/12/2008

6 Maç 6 Kabus!



Başrollerini Aragones ve yardımcılarının paylaştığı yardımcı erkek oyuncu rolundeki futbolcularıyla Fenerbahçe'nin bu yıl ki Şampiyonlar Liginde gösterime giren "6 Maç 6 Kabus" filmi bu akşam sona erdi.
Peki nasıldı bu film? ne anladık?
Filmin adındanda anlaşılacağı gibi tüm maçlar kabus tadındaydı.
İzlerken solukları kesen, he maçta mutlaka kalemizde yaşadığımız ve tansiyonumu yükselten tehlikeli pozisyonlar ve her maçın sonunda gözü yaşlı kırgınlıklarımız.
Geçen yılın çeyrek finalisti Fenerbahçe tek galibiyet alamadan Avrupa serüvenine son verirken 6 maçlık filmde Fenerbahçe lehine pek aksiyon sahneleri göremedik.
Nedense bizim kahramanlarımız(futbolcular) hep ezilen taraftaydılar. Enselerine vur ekmeklerine al karakterini canlandırıyorlardı.
Tüm fenerbahçe camiası ve taraftarlar 6 bölüm(maç) boyunca kahramanlarımızın bir patlama yapacağını "yeter" diyerek rakiplerine saldıracağını ve sonunda galip gelip gururla sahadan başı dik ayrılacağını düşündüler ama bir türlü bu aksiyon sahnelerini yaşayamadık.
Filmdeki Kahramanlarımız(futbolcularımız) Aragones tarafından kötü yazılmış bir seneryodan dolayı pekte kahramanca duruşlar sergileyemediler.
Rakibi ısıran, agresif oynayan, rakibe sahayı dar edecek hamleler gelmedi hiç bir maçta kahramanlarımızdan.
"6 maç 6 kabus" filminde hep tedirgin olan, mağlup olan, sahadan üzgün ayrılan bu yüzden grupta diğer rakiplerinin birbirleri arasındaki maç sonuçlarına bel bağlayan, diğer rakiplerin kendi aralarında oynadıkları maçlardan Fenerbahçe lehine sonuçlar çıkmasıyla; çok kötü performans sergiledikleri grupta yinede Uefa'ya kalma şanslarını son maça taşımalarına rağmen maalesef Uefa'ya da kalamadılar.
Zaten nasıl kalacaklardı ki? bu oyunla.
Fenerbahçe'nin Avrupa da ya tamam ya devam maçına çıkarken gerek kadrosuyla gerekse oyunuyla zaten bu maça Uefa'ya kalabilmek için çıkmadıkları belliydi.
Şampiyonlar liginde tamamlanması gereken bir maç vardı ve çıkıp oynanması gereken son maçı oynadılar.
Hal böyle olunca futbolcularda koşmaya, rakibi bunaltmaya, topa basıp rakibe boş alan bırakmamaya pekte gerek görmediler.
Zaten kaleci Volkan da o kadar rahattı ki "D.Kiev bir gol atsa ne olur sanki. nasıl olsa biz bu gruptan bir üst tura
çıktık" der gibi bir hali vardı yediği golde(!)
En alakasız yerde en alakasız hareketi yapıyor kadamede arkadaşı olduğu halde ceza sahasının dışına bir defans oyuncusu edasıyla top almaya çıkıyor.
Belli ki Volkan'ın kalbi artık başka takımlar için atıyor.
Yoksa yaptığı bu hatanın başka bir açıklaması yok.
Ya fenerbahçe'den gitmek istiyor yada Futbolu (kaleciği) hiç bilmiyor. Biz futbolu mutlaka biliyor olduğunu düşünüyoruz ki anlaşılan Volkan bu takımdan artık gitmek istiyor.
Şimdi herkes sistemden, sakatlardan,Fenerbahçe'nin deplasmada nasıl oynaması gerektiğnden, oyun şablonundan, hava şarlarından, kaygan zeminden v.s v.s bahsedecek.
Modaya uyalım bizde bunlardan biraz bahsedelim.
*Mutlaka kazanılması gereken bir maça tek forvet çıkılmaz!
(kimse "Semih sakattı adam kimi oynatacaktı" demesin" o Kulup Fenerbahçe ve D.Kiev karşısında oynayan da Fenerbahçe Spor Klubünün Futbol Takımı.
O zaman sezon başında takımı ona göre kuracaksın. Veya oyuna daha sonra kurtarıcı olarak dahil ettiğin İLHAN PARLAK' ı ilk başta Guiza'nın yanına koyacaksın.
Eğer amaç illa kazanılması gereken bir maçta önce gol yememek daha sonra kontrataklarla gol bulmaksa ve bu yüzden tek forvetle oynuyorsun; o zaman ilk yarı sonunda soyunma odasına 1-0 mağlup gittikten sonra ikinci yarıya iki forvetle çıkacaksın.
Neden? Çünkü artık kaybedeceğin bir şey yok. 1-0 yenilip elensen ne olur, 3-0 yenilip elensen ne olur.
fark yemeden elenince yani 1-0 gibi çok normal bi mağlubiyette UEFA" Fenerbahçe fark yemedi o zaman kanaatten bir üst tura çıksın mı" diyecekti.
*Oyun şablonuna denilecek hiç bişey yok zaten! Çünkü Aragones için değişen bişey yok Kayserispor'a karşı da aynı oyun şablonu, Arsenal'e karşıda aynı oyun şablonu. Çünkü Aragonesin başka bi planı yok. Ha eğer Aragones'in bu oyun şablonu bu sistem Allah'ın emriyse onu da bilemeyiz tabi.
*Aslında futbolculara çokta yüklenmemek gerekiyor nede olsa Kiev'de hava çok soğuktu. Hem rakipleri D.Kiev'li futbolcular uzaydan gelmişlerdi zaten ne üşüyorlardı nede kaygan zeminde ayakları kayıyordu.
Şimdi birçok kişi "e tabi Kiev'li futbolcular o soğuk hava şartlarına alışkınlar tabiki" diyecekler; bırakın Allah aşkına hangi insan oğlu terin alından yanaklara kadar bile akmasına müsaade etmeyip donduran soğuğa alışkın olur.
Kiev de oyuncu değişiklikleri yaptı Aragones. Ama oyuna giren ALİ BİLGİN futbol adına hiçte "bilgin"ce hareketler yapmadı.
yada daha Türkiye Liginde bile oynamayan ama ya tamam ya devam maçı olan Kiev maçında oyuna daha sonra kurtarıcı olarak dahil edilen İLHAN PARLAK' ın da Fenerbahçe'de ki geleceği çok "PARLAK" değil.
Fenerbahçe'de Önder Turacı diye bir futbolcu var nerde?Niye oynamıyor? Porto maçında oynayan yaptığı acemice hata yüzünden takımın mağlup duruma düşmesine neden olan ve maç boyunca yaptığı kademe hataları yüzünden Fenerbahçe kalesindeki her pozisyonun tehlikeli olmasına neden olan Yasin Çakmak kadar tecrübeli iyi bir futbolcu değilmi yoksa?
Aragones'in inadı, çift ön libero sevdası, tek forvet aşkı, oyunu geride kabullenip, bol kısa paşlaşmalı hayalleri Fenerbahçe'nin bu yıl ki Avrupa serüvenini bitirdi malesef.
Birilerinin bu adama Fenerbahçe'nin İspanya milli takımı olmadığını söylemesi lazım. İlla İspanya milli Takımı gibi oynayarak başarının yaklanmaycağını söylemesi lazım.
Fenerbahçe'ye uygun olan tek şablonun çift ön liberolu sistem olmadığı söylemesi lazım.
Ha bide maç oynanırken başını öne eğip yeri seyretmesi yerine Kiev'de maç esnasında hiç bir varlık gösteremeyen Takımı seyretmesi gerektiğini de birilerinin söylemesi lazım.
Ne biliyim yönetimin bişiler yapıp Aragones'i göndermesi lazım.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

RIDVAN DİLMEN NEDEN FENERBAHÇE TEKNİK DİREKTÖRÜ OLMALI!

12/12/2008


RIDVAN DİLMEN NEDEN FENERBAHÇE TEKNİK DİREKTÖRÜ OLMALI?





Belki bir çok kişinin aklına Rıdvan Dilmen'in bugüne kadar ki teknik direktörlük kariyerliğiyle ilgili sorular gelebilir.
Evet belki Rıdvan Dilmen Arsenali hiç çalıştırmadı yada Milan'ı Şampiyonlar Ligi Şampiyonu yapmadı. 
Fenerbahçeye 100 yıllık tarihinde en büyük UEFA başarısını yaşatan ardından Şampiyonlar Liginde Fenerbahçeye çeyrek final oynatan Zico'nun da teknik direktörlük kariyeri çok parlak değildi.
Anlatılmak istenen o ki belki de Fenerbahçe'ye ve Fenerbahçeli futbolculara devasa kartvizitli bir hocadan çok onları anlayacak onlara gerekli güven ve inancı aşılayacak bi hoca lazım.
Geçmişteki Zico gibi yada bugün ki en iyi alternatif olacak Rıdvan Dilmen gibi.
Ve gelelim bugüne Takmın başındaki Luis Aragones... son Avrupa Şampiyonu İspanya Milli Takımını şampiyon yapan hoca.
İşte size devasa bir kartvizit. İşte bugün o Aragones takımın başında.Ve o Aragones'in Fenerbahçesi bu yıl Şükrü Saraçoğlunda birtek şampiyonlar Ligi maçı bile kazanamadı.
Oysa Fenerbahçenin Şükrü Saraçoğlundaki UEFA Kupasında oynadığı maçlar ve geçen yılki Şampiyonlar Ligindeki müthiş performansının ardından ve bu süre zarfında Saraçoğlunda hiçbir avrupa maçını kaybetmeyen Fenerbahçeye UEFA değilmiydi Şükrü Saraçoğlu Stadına"KALE" lakabını takan. İşte o günlerde takomın başında devasa kartvizit sahibi Aragones yoktu.
Yani kartvizit sistem kurmuyor, oyuna gerektiği anda gerekli müdahaleleri yapmıyor ve en önemlisi de takıma inanç, güven ve ruh vermiyor.
Aragones fenerbahçenin kimliğiyle oynuyo. Fenerbahce, Fenerbahce olmaktan çıktı. Futbolcular koşmuyor, Aragones kulubeden dışarı adım atmıyor bu arada Fenerbahce hergün kendinden, Kimliğinden kaybetmeye devam ediyor.
Fenerbahçe yenilebilir önemli değil, puanda kaybedebilir hiç önemi yok hatta ligi 12. olarakta bitirebilir zerre kadar önemi yok. ama futbolcuların umursamaz tavırları, üzerlerine ölü toprağı atılmış gibi sahanın ortasında amaçsız"maç bitsede gitsek" havalrındaki tavırları dayanılır gibi değil.
işte bugün fenerbahce taraftarı çok kızgın,yoksa bu taraftarlardı 2005 senesinde son hafta şampiyonluk kaybeden takımlarını alkışlarla karşılayan.
Fenerbahce taraftarının bi lafı vardır slogandır bu "HERKES HADDİNİ BİLECEK" evet Aragones ve öğrencileri bu lafı iyi öğrenin siz Fenerbahce kulubündesiniz ve "HERKES HADDİNİ BİLECEK" o na göre oynayıp, takımı o na göre yönetecek.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı